Muğla’nın turizm cenneti ilçelerinden biri olan Datça, sadece doğal güzellikleriyle değil, bünyesinde barındırdığı insan hikayeleriyle de dikkat çekiyor. İlçenin tek ayakkabı tamircisi olarak bilinen 43 yaşındaki Rıdvan Arslan, tam 26 yıldır Ambarcı Caddesi’ndeki dükkanında zanaatını icra ediyor. Teknolojinin gelişmesi ve tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte unutulmaya yüz tutan mesleklerden biri olan ayakkabı tamirciliğini tek başına sırtlayan Arslan, hem rakipsiz olmanın avantajını yaşıyor hem de mesleğin geleceği adına derin bir endişe duyuyor. teknolojipusula.com.tr olarak, yerel zanaatkarların sesini duyurmanın önemine inanıyor ve Rıdvan Usta’nın ilham verici hikayesini mercek altına alıyoruz.
1999 Depremi ile Değişen Hayatlar
Aslen Mardin Midyatlı olan Rıdvan Arslan’ın Datça serüveni, Türkiye tarihinin en acı olaylarından biri olan 17 Ağustos 1999 Düzce Depremi ile başlıyor. O dönemde Düzce’de yaşayan ve deprem felaketine yakalanan Arslan, yaşadığı zorlu sürecin ardından abisinin vesilesiyle Datça’ya yerleşiyor. Hayatındaki bu büyük kırılma anı, aynı zamanda mesleki kariyerinin de başlangıcı oluyor.
Mesleğe giriş hikayesini anlatan Arslan, o günleri şu sözlerle ifade ediyor: “1999 yılından beri Datça’dayım ve o tarihten bu yana aralıksız olarak bu işi yapıyorum. Düzce’de depreme yakalandığımız o talihsiz dönemin ardından abim beni buraya getirdi. Benim asıl ustam abimdir. O dönemde hem okula gidiyor hem de dükkanda abime çıraklık yaparak işin inceliklerini öğreniyordum.”
İlçenin Tek Zanaatkarı Olmanın Zorluğu
Arslan, sadece ayakkabı tamiriyle sınırlı kalmayıp çanta, kemer ve cüzdan gibi deri ürünlerin onarımını da gerçekleştiriyor. Ancak Rıdvan Arslan’ı diğer esnaflardan ayıran en önemli özellik, koskoca bir ilçede bu işi yapan tek kişi olması. Yıllardır hiçbir rakibi olmadan çalışmanın ticari açıdan memnuniyet verici olduğunu belirten usta, bu durumun manevi ağırlığını da omuzlarında hissediyor.
İlçe halkı tarafından sevilen ve saygı duyulan bir esnaf olmanın huzurunu yaşadığını belirten Arslan, “Datça’da bu işi tek başıma yürütüyorum. Bugüne kadar hiç rakibim olmadı, bu durumdan da mutluluk duydum. İnsanlarla aramdaki bağ kuvvetli, işimi severek yapıyorum ve huzurluyum” diyerek duygularını dile getiriyor.
“Çırak Yetişmiyor, Meslek Yok Oluyor”
Rıdvan Arslan’ın en büyük üzüntüsü ise kendisinden sonra bu bayrağı devralacak kimsenin olmaması. Ahilik kültürünün ve usta-çırak ilişkisinin giderek zayıfladığı günümüzde, yeni neslin bu tür zanaatlara ilgi göstermemesi Arslan’ı düşündürüyor. teknolojipusula.com.tr okurları için zanaatın önemine vurgu yapan Arslan, mesleki eğitimin ve teşvikin eksikliğinden yakınıyor.
Mesleğin devamlılığı konusundaki endişelerini dile getiren deneyimli usta, durumu şu çarpıcı sözlerle özetliyor: “Gençler maalesef bu işlere ilgi göstermiyor. Ne okul var ne de bir teşvik. Yanımda yetişecek bir çırağım olsa çok mutlu olurdum. Arkamdan bu işi devam ettirecek birinin yetişmesini çok isterdim. Eğer ben bu işi bırakırsam, Datça ayakkabısız kalır. Bu gerçekten üzücü bir tablo. Bizim işimiz sabır ve emek ister; ancak bir kez öğrenildiğinde insana ömür boyu ekmek yedirir.”
